“Evli çiftler gibiyiz, böyle yaşlanacağız”
“Evli çiftler gibiyiz, böyle yaşlanacağız”
Üç kişiye indikten sonraki
ilk albümleri “Geri Dönüşüm”ü çıkaran Hepsi: “Birbirimizin kolu bacağı
gibiyiz, beraber olmadan adım atmıyoruz”
Geçen
sene Hepsi kızları oldukça zor bir dönem geçirdiler. Yakın arkadaşları
ve grubun sarışını Gülçin ile yollarını ayırdılar. Üstelik bu sessiz
sakin bir ayrılık da değildi. Taraflar birbirlerini hedef alan
açıklamalarıyla uzun süre gündemde kaldılar. Derken aradan zaman geçti,
sular duruldu ve yaralar sarıldı.Yola üç kişi devam etme kararı alan
Eren, Cemre ve Yasemin “Artık daha temkinliyiz. Birbirimize daha
bağlıyız” diyorlar: “İki taraf için de en hayırlısı oldu. Olgunlaştık,
hayatta yaptığı her şeyin bir gün insanın karşısına çıkacağını
öğrendik.”
Hepsi kızlarıyla yeni albümleri “Geri Dönüşüm” hakkında
sohbet etmek üzere Ulus Parkı’nda buluştuk. Yasemin her röportajda
yaptığı gibi yine pek konuşmadı, Eren grup adına uzun uzun açıklamalar
yaptı, Cemre de esprileriyle sohbeti renklendirdi.
Yeni albümünüz “Geri Dönüşüm”den bahsedelim. Neden bu ismi tercih ettiniz?
Eren:
Bu albümle yepyeni bir başlangıç yapıyoruz. Geri dönüşüm, yeni
felsefemiz. Hayatta yapılan her şeyin sahibine geri döndüğüne
inanıyoruz. İyilik yaparsan iyiliklerle, kötülük yaparsan kötülüklerle
karşılaşıyorsun. Felsefemizi kıyafetlerimizle de anlatmaya çalıştık.
Çevre duyarlılığına vurgu yapmak istedik. Stilistimiz Ceyda Balaban
bize bulaşık bezlerinden, pasta altlıklarından, süngerlerden, tellerden
ve alüminyum folyolardan kıyafetler hazırladı. Kürke karşı olduğumuz
için peluş oyuncaklardan şallar tasarladı.
Müzikal anlamda bir değişiklik var mı?
Eren:
Hepsi sound’u diye bir şey var. İnsanlar bir parça duyduklarında “Tam
Hepsi’likmiş” diyorlar. Bunu bozmadık. Şarkılarımızın tarzı yine aynı,
pop söylemeye devam ediyoruz. Bence en büyük fark, aramızdan birinin
beste yapmaya başlamış olması. Yeni albümde Cemre’nin sözünü ve
müziğini yaptığı iki parça var.
Bunlar ilk denemeler mi?
Cemre:
Önceden beste yapmayı hiç denememiştim. Bir gün pat diye geliverdi. Çok
iyi tanıdığım bir insandan hiç beklemediğim bir hareket gördüm ve onun
yaşattığı hayal kırıklığı hakkında düşünürken bir de baktım ki kendi
kendime şarkı söylüyorum. Not almaya başladım. Sırasıyla “Aptal Kafam”
ve “Canıma Değsin”i yaptım.
“Gülçin meselesini kapattık. Artık aramızda bile bu konuyu konuşmuyoruz”
Bu olay Gülçin’in gruptan ayrılmasını akla getiriyor…
Cemre:
Şarkıların kesinlikle o kişiyle bir alakası yok. Biz o olayı çoktan
unuttuk. Aramızda bile konuşmayı bıraktık. Zaten şarkılardan birinin
bir erkeğe yazıldığı sözlerinden gayet net anlaşılıyor. İstese de kimse
üzerine alınamaz. Ama bu felsefenin şekillenmesinde o olayın hiç etkisi
olmadı demek de yanlış olur. O kişiyle yaşadıklarımız bizi
olgunlaştırdı. Birbirimize daha bağlı hale getirdi. Adımlarımızı daha
temkinli atıyoruz çünkü güvendiğimiz dağlara kar yağdı.
Eren:
Gülçin olayı hakkında yorum yaparak yeniden gündeme getirmek
istemiyoruz. Dediğimiz gibi, bu yepyeni bir başlangıç. Son
söyleyeceğimiz şey, bu ayrılığın iki taraf içinde en hayırlısı olduğu.
İki taraf da sıfırdan başlıyor.
Cemre: En azından artık huzurluyuz.
Eren: Biz bu işe başladığımız zaman
18-19
yaşlarındaydık. Şimdi 25-26’yız. Aradan geçen zaman çok şeyi
değiştirdi. Büyüdük, olgunlaştık. Bir de bizim her genç kız gibi
hovarda büyüme şansımız da yoktu. Üzerimizde ünlü olmanın sorumluluğunu
taşıyorduk. Haliyle çok kolay olmadı.
“Ünlü olarak büyümek zordu ama içimizde hiç ukde kalmadı”
18-25
yaşları arası insanın çılgınca yaşadığı, en çok hata yaptığı dönemdir.
Siz üzerinizde bu kadar baskı varken nasıl idare ettiniz?
Eren:
Bu durum dışarıdan dezavantaj gibi gözükebilir. Gençsiniz, kıpır
kıpırsınız ve tüm gözler üzerinizde. Biz Hepsi olarak bunu avantaja
dönüştürmeyi başardık. Dikkatli olduk, yaşıtlarımız kadar savruk
hareket etmedik ve bir de baktık ki zaten o kadar savruk hareket
etmenin de bir alemi yokmuş. Hani insanlar geriye dönüp bakınca “Amma
çok hata yapmışım yahu” derler ya. Biz bunu demiyoruz.
Cemre: Bizi
sevenlere ve onların ailelerine karşı sorumluyduk. Bu, kontrollü
davranmamıza neden oldu. Baktık ki zaten yapımız buymuş. Birbirimizin
en yakın arkadaşıyız. 24 saat birlikteyiz, gözlemlediğime göre de
hiçbirimizin içinde ukde falan kalmadı. Yani “Hepsi olduğumuz için şunu
yapamadık” diye bir cümle kuramayız.
Hem işte hem de özel hayatınızda bu kadar çok beraber olup bu işi sürdürmek zor değil mi? Nasıl oluyor da kavga etmiyorsunuz?
Cemre: Ediyoruz canım, etmez olur muyuz? Bence kavga edilmiyorsa ortada samimiyetsizlik vardır.
Eren:
Evlilik gibi. Mesela ben geçenlerde Yasemin ile Cemre didişirken “Yeter
artık, siz bence boşanın” dedim. Onlar aynı evde yaşıyorlar. Ben bir
arka binadayım. Aynı okullarda okuduk, o zaman da en yakın arkadaştık,
şimdi de öyleyiz.
Cemre: Ben bir röportajda bu cümleleri görsem
inanmaz ve “Haydi oradan” derdim ama inanın durum bu. Birbirimizin kolu
bacağı gibiyiz, beraber olmadan adım atmıyoruz.
Yasemin: Hatta geçenlerde Cemre
“Hep beraberiz, birbirimize anlatacak bir şeyimiz kalmadı” diyordu. Neyse ki ben hafta sonları bir gün ortadan kayboluyorum.
Yalnız kalıyorum. Dönünce de benim yaptıklarımı konuşuyoruz.
Cemre: Bence böyle yaşlanacağız. Aramızdan biri bunarsa o şanslı olacak çünkü tüm hikâyeleri ilk defaymış gibi dinleyecek.
Eren:
Şaka bir yana, Hepsi’nin enerjisi bu. Bizi farklı kılan şey gerçek
hayatlarımızda da birlikte olmamız. Zaten aramıza mesafe girer, sorun
yaşarsak seyirci hemen anlar.
Peki ya biriniz evlenirse? Ya da solo albüm yapmak isterse?
Cemre: Sormayın, biz de bunu konuşup ağlıyoruz.
Eren: Ben ve Yasemin evlenmeyi düşünmüyoruz. Meraklısı değiliz, Cemre istiyor.
Cemre:
Özel bir merakım yok ama çocuğum olmasını isterim. Yaşadığım ülkenin
örf ve adetlerine karşı da isyankâr bir tavrım da yok. Bebeğim olacaksa
evleneceğim.
Eren: Tabii ki ömrümüzü Hepsi olarak devam ettiremeyiz. 10 yıl sonra bu şekilde sahneye çıkıp dans ettiğimizi düşünsenize.
İş anlamında Hepsi olmasak da özel hayatımızda grubumuz devam eder.
Cemre: Belki bir restoran açarız Hepsi adında, sonra da gitgide büyütürüz. Kim bilir?
“Solo albüm yapmayız. Ama oyunculuk istiyoruz”
Cemre,
Eren ve Yasemin solo albüm yapmayı düşünmüyor: “Sahnede yalnız olmak
istemiyoruz. Tek başına şarkı söylemek kolay, biz zoru başarıyoruz.
Mesela üçümüz de sinema yapmak istiyoruz ama aynı filmde oynamayı
tercih etmeyiz.”
Uğurlu şarkı da albümde
“Geri
Dönüşüm”de “Fame” şarkısının Türkçe versiyonu da var. Bu şarkı Hepsi
için çok özel çünkü 10 yıl önce hayatlarında ilk kez sahneye çıktıkları
Zerrin Özer’in Rumelihisarı’nda verdiği konserde de bu şarkıyı
söylemişler.
Albümü alan dergiyi de alıyor
Yeni
albümünün kartoneti dergi şeklinde hazırlanmış. “Geri Dönüşüm”ü
aldığınız da 96 sayfalık bir Hepsi dergisi de almış oluyorsunuz.
Dergide grup üyelerinin başka ünlülerle yaptıkları ve kulis
fotoğrafları var. Eren “Bu bir nabız yoklaması. Yeterince ilgi görürse
dergiye devam edebiliriz” diyor.